~~~~~~~~~~~~~~~

Çakıl Taşları




Bir rüzgâr geçti üzerimden
Huzuru yüreğimin namlusuna sürerek
Şimdi nasıl derim ben
Dünya zindan
Hayat acı
Aşk imkânsızlık deryası
Anlamıyorsun
Çakıl taşları gibisin içimde
Sen diye her çarptığında kalbim
Hücrelerimde yankılanıyor ayak seslerin

Hamiyet Akan

Gitmek



Özlerken de gider insan
Ve deli gibi severken hatta.
Aynı çarpar kalpleri oysa
Ama yinede gider işte...
Kokusu burnunda kalsın diye gider.
Nefret etmemek, ettirmemek için gider.
Kalbi sıcakken gider.
Çünkü kalp acılaşır soğumaya bırakıldığında...
Hamiyet Akan

Ne Bilirsin




Ne bilirsin
Siyahımı
Bilmeden beyazımı

Çölde kalmış Leyla'mıyım
Züleyha'mıyım benliğini kaybeden
Ne bilirsin

Dokunmadan ruhuma
Ne bilirsin
Merhem olmayı yaralarıma

Buz mu tutar yüreğim
Ateşten midir gömleğim
Ne bilirsin

Hamiyet Akan

İki Çay Bir Yudum Sevda



Dayanmayıp denizin davetkârlığına
Bir sabah gün ağarırken
Geçmişiz vapurla karşı kıyıya
Hafiften rüzgâr değmiş saçlarımıza
Yürümüşüz Arnavut kaldırımlarını bir solukta
Gün maviliğe boyanırken
Tepeden bakmışız nazenin İstanbul'a
Nasılda Galata'yı kucaklamış duruyor karşımızda
Kestirmek güç gülümsüyor mu
 hüzün mü geziyor damarlarında
Kaç ayrılık kaç vuslat görmüş anlamak güç
Düşünmüşüz dalıp dalıp mavi sularına
Sonra iki çay gelmiş masaya
Biri bana biri yanımdan hiç ayrılmayan 
hayali varlığına

Hamiyet Akan

Bir Hayale Sürgün Düşler



Saçlarınız diyorum bayım saçlarınız,
Kıvır kıvır yüreğime dolanır.
Bir ressamın elinden çıkmış gibi yüzünüz,
Baktıkça yüreğim aşklanır.
Bir çarpışma yaşasa gözlerimiz,
Tüm hücrelerim gözlerinizin karasına boyanır.
Ne vakit düşseniz aklıma,
Bir meydan muharebesidir yaşanır.
Ve burada bir şair düşlerinden vurulur.

Hamiyet Akan

Bir Beden Düşün Baştan Ayağa Sen



Sende ne var, biliyor musun?
Yüreğinde dağ başının ıssızlığı,
Duruşunda koca bir çınarın vakarı,
Bakışında kainatın sırları var.

Sende ne var, biliyor musun?
Kollarında maviliğin huzuru,
Nefesinde ormanların kokusu,
Gülüşünde huzurun sonsuzluğu var.

Sende ne var, biliyor musun?
Eksik parçaları tamamlayan,
Yaraları sarıp sarmalayan,
Baştan ayağa beni ben yapan,
Doyumsuz bir şeyler var.

Hamiyet Akan

Puslu Sevda Yapbozu




Sadece dursun istemiştim sol yanımda sevgin,
Ve bir bardak çay avuçlarımda…
Yaralı düşlerime selam verip konaklayabilseydin keşke.
Üzerime bir türlü uyduramadığım avuntuları
Çıkartabilseydin güçlü ellerinle.
Öpebilseydin korkusuz zamanların yanaklarını,
Sefil yalnızlıkları da savuşturabilirdik belki.
Ve ben seni bıkmadan bekleyebilirdim isimsiz duraklarda,
Veda edebilseydin suskunlukla sıvanmış duvarlarına...

Hamiyet Akan

Tarumar Bahçe



Bir gün ya unutursam ellerini,
Gözlerin düşerse gözlerimden bir seher vakti,
Sıcaklığın ılık ılık akmazsa üşüyen bedenime,
Soframdaki ekmeğimi seninle paylaşamazsam,
Gittiğim her yere götüremezsem seni,
Demlediğim çaylara biraz sen katamazsam,
Seyrettiğim filmlerdeki karakterler
artık sana benzemezse,
Ben dalıp dalıp gidemezsem sana,
Okuduğum kitabın sayfaları arasından
kokun gelmezse burnuma,
Ya nefesin soluğumun içinden sıyrılır,
Ya hiç susmayan yüreğim susarsa,
Benim lügatımda dahi yokken unutmak
Boşluklar dolarsa ya beynimin odacıklarına,
Ya bu benlik bizi unutursa,
Söyle bana adamım, ben ne yaparım!
Olurda tarumar olursa bahçem
Sen bizi unutma e mi?

Hamiyet Akan

İzmir Gibi


 


Bir gün tutup düşersem yadına,
Kurak bir Ankara sabahı gibi olma,
Düşlerin kesmesin ayaza.
Hele hele yurtsuz bırakma beni aklının odacıklarında.
Dilim varmaz yurtsuzluğun kelime izahına.
Ama diyeceğim o ki,
Yurtsuzsan bakamıyorsun buz tutan camlardan dışarıya.
Sen gel İzmir gibi ol mesela
Batık gemiler bile can bulsun sularında.

Hamiyet Akan

Emanet

   

Geçmişimde saklı tuttuğum emanettin çocuk,
Gözüm gibi baktım sana.
İçinde sen olan uykulardan uyandım her sabah.
Yanağımla dudağımın birleştiği noktaya gizledim seni.
Ah be çocuk!
Memnu idi sevmeler bizim illerde,
O yüzden yaban kaldım senin coğrafyandaki iklime..
Hamiyet Akan
 
Theme:deluxetemplates.net