~~~~~~~~~~~~~~~

Ne Sevmeler Biriktirdim Sana


 

Ne sevmeler biriktirdim sana
Anamın ak sütü gibi helal
Çocuk yüzleri gibi parlak
Bahar yağmuru gibi saf

Ne sevmeler biriktirdim sana
Dağ başında açan çiçek gibi taze
Sol cebi tepeleme özlem dolu
Bakışı aşk, gülüşü aşk, nefesi aşk

Ne sevmeler biriktirdim sana
Dalgalanıp kıyında durulan
Dünyaya kafa tutup önünde eğilen
Bir asi rüzgâr belki ve belki de bir esir gibi

Ne sevmeler biriktirdim sana
Etrafa saçılan nar taneleri gibi bereketli
Parıltılı bir zaman gibi canlı  
Suya kavuşur gibi ömrümün yatakları

Ne sevmeler biriktirdim sana  
Dizleri kanasada koşan çocuk gibi inatçı
Bir meczubun düşünceleri gibi şuursuz
Ve bir alimin zihni gibi çığır açan

Ne sevmeler biriktirdim sana
Gecenin karanlığını silen çıra ateşi gibi 
Nefesimin ciğerime doluşu gibi sıcak
Tüm korkulardan, karanlıklardan ırak

Ne sevmeler biriktirdim sana
Yapboz parçaları gibi birbirini tamamlayan
Yokluğunda eksilip kaybolan
Ne sevmeler biriktirdim sana
Şah damarın gibi yakın ölüm kadar uzaktan

Hamiyet Akan

22.11.2017


Bir Garip Gül Dikeni


 

Sen nereden bileceksin bendeki yerini, ben olup sevmedin ki seni... Etrafım zifiri karanlığa batmışken içimde bir ay gibi parladığını, ya da milyonlarca yıldızın parlaklığı ile ışıdığını nereden bileceksin ki benim gözlerimle seni görmedin ki... Ellerin mesela, parmak uçlarımda ki buzulları nasıl erittiğini ve senden her uzak kalışında ellerimin ellerine nasıl aç bitap düşkün kaldığını bilemezsin ki... Gülüşün var bir de, içine tutup gömülmek istediğim o canım gülüşün... Sen bir tebessüme baharlar, kuşlar, martılar, çocuklar sığdırmak nedir bilir misin? Nereden bileceksin ki gülüşünün böylesine cana can katan olduğunu... Sen gülerdin ben her gülüşünden yeniden doğardım. Peki aşkın ücra köşelerinde erimek, özlemek nedir bilir misin? Kalbime girsen, kalbimden bir baksan ve seni kalbimden geçip de bir sevsen... Özlemek nedir ah o zaman bir görsen... Dik bir dağa tırmanır gibi seviyorum seni. Kan ter içindeyim sevgilim.Tırmanırken parmak uçlarım kırılıyor, dizlerimin dermanı kesiliyor ve çok yoruluyorum tek başıma bu zorlu dağın zirvesine varmaya çalışmaktan. Ama yinede dinlenmeden, bıkmadan devam ediyorum. Ben nasıl sana doğru dinlenmeden geliyorsam, sen de o denli dinlenmeden uzaklaşıyorsun benden... Ben senin ellerine batan bir gül dikeniydim, sense benim kalbime saplanıp kalan bir hançer. Sen çıkarıp attın bu garip dikeni, birde tuz bastın üzerine mikrop kapmasın diye bense yaşıyorum ağır kan kaybına rağmen bu sevgili hançerle...

Hamiyet Akan

Mevsim Yanılgısı Değildi Yaşadığım


    

Mevsim yanılgısı değildi yaşadığım.
Yeşermesi gibiydi her şey kuru bir ormanın.
Çil çil mutluluk tohumlarından baş verirdi filizler.
Tanrıçalar inerdi göklerden.
Öyle parlak bir yıldız düşerdi ki sol yanıma,
Kızarırdı yanakları ayın.
Gün yakmış beklerdi nöbetlerde kandilini,
Göz kamaştıran parlaklık verirdi içimdeki karanlığa.
Çağlayarak ışıklar inerdi yamaçlardan.
Elim, yüzüm, tenim
Sanırdım ki baştan ayağa ben bir meleğim.
Hayır sevgilim, mevsim yanılgısı değildi yaşadığım.
Kapısından köşke kurulmak gibiydi cennetin.
Ölümlüler şaşarak bakarlardı hâletiruhiyeme,
Ölümsüzlük şarabını dudaklarından içtiğimden beri.
Bak, dön bak sırtımda kaç kılıç yarası var!
Ama içimde sevgin şu karşımda uzanan 
Uçsuz bucaksız kıyılar kadar.
Yaralarım, ah yaralarım!
Utanmam her biriyle ben gurur duyarım.
Ey sevgilim! 
Ey gözlerinden yudum yudum sevda içtiğim!
Mevsim yanılgısı değildi yaşadığım.
Tüm mevsimleri içmek gibiydi sana her gelişim.

Hamiyet Akan

Sen İçimde Kaldıkça


  

Sen içimde kaldıkça
Uzakta bir şehri özlüyorum
Beyaz evleri olan beyaz bir şehri
Zeytin ve portakal ağaçları olan bahçeleri
Daracık patika köy yollarını
Aşk kokan caddeleri

Sen içimde kaldıkça
Her şey sana benziyor
Kokular geliyor burnuma 
Tenin gibi kokuyor
Yüzler görüyorum uzaklarda
Gözlerim sensin diye takılıp kalıyor 

Sen içimde kaldıkça
Kuşlar her gün havalanıyor göklere
En güzel şiirler yazılıyor defterlere
Denizin sularına yakamozlar düşüyor
Şarkılar söylüyor çakıl taşları

Adına Aşk deyip varlığına iman ettiğim yar
Sen içimde kaldıkça
Tepeleme bir özlemle özlüyorum seni
Ne olur 
Sana hasret bu dünyadan gönderme beni

Hamiyet Akan
5.11.2017
03:42

Özlemin Cenderesi


     


Ulu bir dağın dibinde cüce bir karıncaya dönmüşüm
Devler koca ayaklarıyla ezip ezip geçiyorlar
Kenti istilaya açık un ufak olmuş
Yıkılmış surlar gibiyim 
Görmüyorsun
Sellere dayanamayan bir baraj gibiyim
Sularıma karışıyor çamurlu sular
Ey Aşk bilmiyorsun
İadesiz pulsuz mektuplar birikiyor avuçlarımda
Sonbaharın sert rüzgarlarında kırılan dallar misali 
Kırılıyor kolum kanadım
Düşüyor üzerime en hırçın yıldırımlar
Kan kaybediyorum bir sapanla yaralanan kuşlar misali
Ama öylece ellerimi yüreğime daldırıp
Tutup çıkaramıyorum seni
Yüreğim ki sana tapınmak için adanan kutsal bir mabettir
Yüreğim ki mülkiyeti ömürlük tek sana adanan
Senin için bekletilen evdir
Ah bu yüreğim ki
Nefret etmeyi beceremeyen aciz bir delidir
Gülüşüne gömülmek istediğim adam
Gel daldır ellerini göğsümden içeriye
Sök al benden bu yüreği 
Çünkü bu yürek ki sen der durur
Kapısından içeriye girdiğinden beri

Hamiyet Akan

5.11.2017
01:35

Sende Kaldı Benim Öksüz Yüreğim


 

Olur olmaz düşme diyorum aklıma, düşme!
Ama yine bir gündüz vakti giriyorsun kanıma,
Bir gece vakti düşüyorsun aklıma,
Süzülüp geçiyorsun can evimden içeriye.
Özlemin kaç hali varsa giyindim yâr!
Ama hala çırılçıplağım bu aşk bahçesinde.
Adını aklıma neyle kazıdıysan silinmiyor.
Yüzün, gözlerin karşımda gece gündüz nöbetlerde.
Ben beni senin şehrinde terk ettim ey Aşk!
İster al sar sarmala, 
İstersen kefenleyip ver toprağın bağrına...

Hamiyet Akan

25.10.2017
03:50

Sev Beni Yeniden


   

Hadi sev beni yeniden
Ellerimle dokunmak istiyorum martıların özgürlüğüne
Bana yüreğini aç dar geliyor bu yataklar düşlerime
Sarılmak istiyorum senin mavilik akan göğsüne

Hadi sev beni yeniden
Yıka bedenimi Boğaz'ın ılık sularında
Gölgemizi düşürelim bu kentin ıslak sokaklarına
Yaşlanmış bir kente can verelim dudaklarımızla

Hadi sev beni yeniden
Boğmak istiyorum uykundaki o masum halini öpücüklere
Kahvaltılar hazırlamak istiyorum sana ellerimle
Kapılmak istiyorum o ilahi melodiye

Hadi sev beni yeniden
Sar iflah olmaz yaralarımı sevginle
Bir kez daha yak kutsal ışığı kalbimde
Bitir içimin kan revan yalnızlığını tek celsede

Hadi sev beni yeniden
Bensiz akıp giden hayatına etme beni seyirci
Biçare sersefil kapında bekletme
Kimsesiz tesellisiz öldürme beni

Hamiyet Akan
23.10.2017

Suçluyum Alışamadım Sensizliğe


   

Karanlıktan korkan küçük bir çocuktum ben, çıkamazdım aşk merdivenlerinden sen tutmasaydın ellerimden. Ve ne vakit tutsan ellerimden kalbimde o ilahi melodi çalınırdı. Susardım çoğu zaman, konuşacak bir şey olmadığından değil, o ilahi melodiyi ruhumda dinleyebilmek için susardım. Akıldışı bir hızla etrafımızda dönen dünyanın içinde bir tek sözün şiirim olurdu. Şu koca şehrin her yeri aşkınla yeşerirdi. Ellerin ne vakit bana dokunsa kutsal bir ayinde sıcak tatlı bir şarabı içer gibi olurdum. İlgiye ve şefkate doyamayan küçük bir kız çocuğuna dönerdim. Sesim, soluğum kesilirdi. Ellerinde ne vardı bilmiyorum ama beni benden alıp gökyüzünde bir yere maviyle resmederdi. Şimdi bu mavi resimde tek başımayım sevgili!
Ve ben bu mavi gökyüzünde kendimi kanata kanata, koparmadan senin kanatlarını özgür bıraktım. Seni soluksuz bırakmaktansa kendimi boğazlamayı tercih ettim. Kalbimin ezilmiş parçalarını görme diye üzerini bu can verdiğin ellerle örttüm. Şimdi bir mantarın karanlık odalarda, örtüler altında büyümesi gibi bir özlem büyüyor içimde. Affet beni sevgilim... Bir türlü alışamadım sensizliğe...
Hamiyet Akan

Hayal Bu Ya


 

Küçücük evimizin
Her yerinden sardunyalar begonviller taşmış
Minik bir de soba içeride
Çıtır çıtır yanan odun sesleri
Sobanın üstündeki çaydanlıktan dağılan çayın kokusu
Kapı önünde mırıldayan pisicikler
Gramofondan yükselen bir melodi 
Belki bir Edith Piaf 'C'est L'amour' bestesi
Birkaç serçe gelip tünemiş pencere pervazlarına
Müziğin sesine karışmış melodileri
Kapatmışız gözlerimizi bırakmışız dansa kendimizi 
Hayal bu ya 
Küçücük bir ev
İçinde bir Aşk 
Öyle büyük ki sanki bir dev

Hamiyet Akan
20.10.2017



...


   

Ey saki 
Madem ki son demindeyiz ömrün 
Doldur demlenelim dibine kadar
Artık mecalim kalmadı yare gel demeye
Özlem yaktı geçti ciğerimi pare pare
Hasretime ne kağıt yetti ne kalem
Şimdi tutup ben yare ne diyem

19.10.2017
00:53






 
Theme:deluxetemplates.net