~~~~~~~~~~~~~~~

Ellerimin Yetimliği


  



Sen ki martıların çığlığıydın yüreğimde.
Bilinmeyen bir ozanın şiiri gibiydin içimin dehlizlerinde.
Baharda altımızda kımıldayan toprağın uyanışı gibi kutsal,
Gökkuşağının maviyle sevişmesi gibi
doyumsuzdu ellerinin ellerimle olan valsi.
Şimdi ellerim yetim, yüreğim öksüz.
Gözlerinle tavaf ettiğin bu şiirlerin boynu bükük.
Ey Aşk, sensiz bu hayat bana birkaç beden büyük,
durmuyor yakışmıyor üstüme.
Sana ait tüm benliğim baksana nasılda kırık dökük.
Hadi tut ellerimi geçsin, bitsin yetimliği.
Sev yüreğimi şenlensin yeniden çocuklar gibi.
Hamiyet Akan

Aşk Melodisi



  

Saatler gece yarısına doğru ilerlerken etraftan el ayak çekilmekte. Denizin dalga sesleri ruhumun dalgalarının arasına karışmakta ve sen oluk oluk kalbimin saklandığın odacıklarından dışarıya doğru sızmaktasın. Gülüşlerin, öpüşlerin ve ellerin dört yanıma akmakta. Görmezsin, bilmezsin bir toprağın bereketi gibi içimde ne denli bereketli olduğunu. Silinirken gün takvimlerden, ömür hayat defterimin hanesinden, sen bir mıh gibi çakılı kalırsın içimde. Aşk affet beni, vazgeçmeyen ben değilim senden, tüm hücrelerimdir, ellerimdir, öpüşlerine ev sahipliği eden avuçiçlerimdir... Bakışımın ışık hızından daha hızlı hayalini bulduğu doğrudur gecelerde yada kalbimin bir çağlayandan hızla aktığı sana doğru... Rüzgar şahit, deniz şahit, gök şahittir sevgimin suyun berraklığı kadar saflığına ve hasretinden geceleri yurt bellediğimin şahittir karanlığın sessizliği. Yoksun sen tüm yoklukların cirit attığı yerlerde. Sen varlık denizimin maviliğisin. Omzuna başım düşmüyor, elin dokunmuyor belki tenime diye düşünme. Sen altın yaldızlı bir düşsün içimde. Ben soyunmuşum tüm giysilerimden bir seni giyinmişim alabildiğine. Ama konuşmalar sessiz, bedenler ağır aksak zamanın koynunda, sıradanlaştırmaya çalıştığımız sevgi boşlukta çekip giden görüntüler kadar acı.Senin bulunmadığın bir zamanın içinde yürüyorum düşe kalka. Lakin her düştüğüm yerde sana düşüyor, sana rastlıyorum ovalarda, düzlüklerde, dağ başlarının sessizliğinde. Bak gecenin karanlığının içinde yüzün tüm donuk zamanların ötesine geçip dünyamı ışıtmakta. İnan bana sensizliğin bahçesinde değilim sevgilim, hayali cennetinde aşk melodimizi mırıldanıyorum hala. Hadi takip et sesimi, bul beni...

Hamiyet Akan
28.08.2018
03:03

Akşamın Kızıl Dudakları






Akşamın kızıl dudaklarından denizi içmek gibiydi seni sevmek.
Bir zamansız saatte kanat çırpmak gibiydi göklere. 
Şimdi bir gülüşün geçiyor içimden, 
bir yüzün düşüyor aklıma, içim yanıyor. 
Ah ne yazık kalmadı benliğe dair hiçbir şey, 
rüzgârda çırpınan hayallerden başka.

Hamiyet Akan

Kuşlarca Düşlerce Denizlerce Sevdim


  

Şimdi yeşile boyanır dağ başları,
Kuşların kanatlarına uçurumlar konar.
Bir ateş yakarsın, ateşin kızılı gelinciği boyar.
Demlenirsin ateşin koynuna bir demlik koyar.
Sen yüreğinde çiçek biriktirir, şiir yazarsın.
Benimki cehennemin ortasında kanat çırpma cüreti.
Göğsüne kurşun saplanmış bir ceylanın gurbeti.
Kuşlara, düşlere, denizlere sevda yüklemesi.
Ey Aşk, sensizlik yurdunda
kuzeye düşmüş bir ağacım, gövdem yosun.
Nasıl özledim seni bilmiyorsun!

Hamiyet Akan
28.05.2018


Nasıl Bir Sevda Bu




Nasıl bir sevda bu!
Gökyüzü kadar uçsuz, bucaksız, özgür.
Buluta hapsolmuş yağmur kadar gözaltında.

Nasıl bir sevda bu!
Bir yanı güllük gülistanlık  bahar.
Bir yanı savaş meydanı gibi har.

Nasıl bir sevda bu!
Onulmaz derdin lokman çaresi.
Hissettirmeden kana karışan baldıran zehri.

Nasıl bir sevda bu!
Dağların zirvesinde kardelen umudu.
Denizler ortasında forsa yoksunluğu.

Nasıl bir sevda bu!
Alfabemdeki tüm harfler gibi çok.
Yarım kalan şiirlerim gibi boynu bükük, bir yanı eksik.

Nasıl bir sevda bu!
Meyveye duran ağaçlar gibi bereketli.
Susuzluktan serap gördüren çöller gibi kurak.

Nasıl bir sevda bu!
Koşsam gitsem kollarına bir ceylanın yüzü suya değer.
Kaçsam gitsem uzaklara bir serçe boynunu büker.

Nasıl bir sevda bu!
Gözleri bulutlu, göğsü rüzgârlı.
Sıkıyönetimde bütün sokakları.

Hamiyet Akan
14.05.2018

Çok Geç Olsa da



Bir gün beni özleyeceksin biliyorum. 
Üşüyen ellerimi avuç içlerine aldığın günü düşleyeceksin. 
Beyaz bir şehrin ortasında ki sarhoş şarkılarım çalınacak kulağına, 
Özleyeceksin... 
Saçlarımın kokusundan gözlerinin kapanışı gelecek aklına, 
Boynunun sol yanında konaklayan dudaklarım gelecek... 
Özleyeceksin... 
Yüzlerce kelimenin içinde tutulan dilimi hatırlayıp gülümseyeceksin. 
Ellerimden yediğin ballı ekmeğin tadı düşecek damağına, 
Özleyeceksin... 
Yanan yüzümün yüzüne aşinalığını, 
Aniden nefesinin içine nefesimin kaçışını, 
Özleyeceksin... 
Bir kelebek gibi sen diye diye kanatlanışımı, 
Bir divaneye dönen kalbimi, 
Bir meczuba dönen aklımı hatırlayıp, 
Özleyeceksin...
Dışı kadın, içi çocuk bu deliyi korkarım ki bir gün,
Özleyeceksin...

Hamiyet Akan
21.12.2017
23:58

Sorgusuz Sualsiz


   

Şimdi sana ne söylesem,
Miadı geçmiş diye iteceksin bir kenara.
Bu kış ortasında çekip gitmeden şu fani dünyadan
bir kez daha baharlar sunsam sana,
Tutup bir bir kıracaksın dallarımı gözünü kırpmadan.
Sana ne yazsam vuracaksın alnının ortasından.
O yüzden sen her gece uyuduğunda, 
Gelip seni emanet alırım o yatağından.
Bir kamp kurarım bir göl kenarına.
Yıldızlar yağarken göklerden saçlarıma ve
Ateş böcekleri etrafta uçuşurken, öperim dudaklarından.
Gölden çıkan periler raksa tutuşurlar etrafımızda.
Rüzgarın yapraklarla senfonisi yankılanır ormanın derinliklerinde.
Sessizce uzaklaşır kederler başım kollarına düştüğünde.
Ey Aşk, sen her gece uyuduğunda,
Gelip alırım seni o yatağından sorgusuz sualsiz.
Dağ, tepe dolaşırım.
Gitmediğim şehir, görmediğim ülke,
Tatmadım tat kalmaz seninle.
Ne sandın ki sen!...
Hiç kalır mıyım ben sensiz.

Hamiyet Akan
19.12.2017
02.22



İçimin Oyuklarında Saklanıyor Yasadışı Duygular



Kaç mahkeme kurar insan yüreğinin tam ortasına, kaç kez idam eder kendini de kıyamaz içindekine? Sen bilmezsin adamım... Bilmede, kurmada böyle mahkemeler yüreğinin orta yerine. Kurduğun vakit bitmek bilmiyor celseler. Hakimi, savcısı ve en kötüsü davalısı, davacısı kendin olunca işte böyle mahkeme salonuna döner için. Havada uçuşup durur cevabı hançerlenmiş sorular. Bak nasılda soğuk, puslu bir havada yolumu kaybettim ben kendi yüreğimin caddelerinde. Pencere kenarlarında biriktirdiğim onca çiçeğin solup gidişine el pençe seyirci kalmaktır belki de içimi böyle deli divane yakan. Birlikte koklanamayan onca çiçeğin boynu büküklüğünün vebalini hangimiz öderiz, hangimize kesilir bu özlemin hesabı? Uzay boşluğuna düşürdüğümüz onca yıldızın kayıp haritasını çizerken avuç içlerimize, gök kubbenin ağıtlarını bir ben mi duyuyorum, yoksa sende ortak mısın bu kayboluşun haykırışlarına? Bir ben miyim koca sahra çölünün kumunu yutarcasına boğulan, susuzluğundan seraplar görüp koşup koşup yorulan? Benim zayiatlarımı kimse tutup kayda geçirmiyor, bu yüzdendir ki kaybettiğim parçalarım bir türlü bulunamıyor yalnızlık ülkesinde. Bu ülkeyi nereden fethettiysem her yanımı yara bere içinde bıraktı. Hele tutup saymaya kalkma kırılan umutlarımı. Dinlememekte iyi ediyorsun yurtsuz, yuvasız sesimin yankısını. Ah güzel Aşk, ah adına aşk deyip iman ettiğim yar, ilaç verip duruyor doktorlar, hangi reçetedeki, hangi ilaç, yüreği yaralı bir şairin olmuş ki devası!... Bilmiyorlar, bilmiyorlar... Tıpkı koca dünya gibi, tıpkı sen gibi, bilmiyorlar...

Hamiyet Akan
18.12.2017
02:18

Can Yangısı


    

İlk defa canımın acısına rağmen, kanamıyor yüreğim.
Öyle çok toz duman oldu ki içim, dahası yok!... 
Bundan sonrası vazgeçiştir aşkın bedenlenmiş halinden.
Bürünmektir hayali ruhaniyetine en derinden.
Vuramazsın beni artık gökyüzünün sonsuzluğunda.
Ey Aşk, sakın artık gelme!
Yönüm, yolum, önüm, arkam senken,
Gizlisinde yitip gittim senin kayıp haritanda.
Yokluk şehirlerinde ışık yoktu, kör oldum.
Öyle şarkılar söyledim ki duyan yoktu, lal oldum.
Engin bir deniz idim, karaya kovuldum.
Tuz yiyip tuz içtim, susuzluktan boğuldum.
Güne uzandım, geceye savruldum.
Cennetin kapısındaydım, uzaklara kovuldum.
Yollardan geçtim, sana koyuldum,
Varmak için değil, almak için hiç değil...
Az gittim, uz gittim, dere tepe sen gittim, yoruldum.
Yüreğimi avucuna bıraktım, kayboldum.
Senden önce karlı dağ idim, alev alev od oldum.
Gel gör ki tüm yangınlar yandı geçti yurdumda,
Bana düşen külleri süpürmek idi, süpürdüm gitti, 
yok oldun, yok oldum,
yok...

Hamiyet Akan
15.12.2017
02:10

Biraz Küstüm Çokça Sevdim




Biraz küs gideceğim sana.
Öyle içim yana yakıla,
Yüreğim tepeleme özlem dolu, gideceğim.
Bu kirli dünyanın ortasına gözlerini bırakarak,
Ellerinin yasını tutarak,
Hüzünle sevişe sevişe gideceğim.
İşte bu yüzden biraz da küs gideceğim sana.

Söylenmemiş sözlerin ağırlığı binecek göğsüme,
Son bir kez sarılamayan kolların soğukluğu üşütecek.
Ardımdan hayalimi düşlemeyeceksin,
Bir duaya denk gelmeyecek dudakların,
Avuçlarının içi aramayacak belki de ellerimi.
İşte bu yüzden biraz küs gideceğim sana.

Tortulaşıp kalacak yaşlar gözpınarlarımda,
Değmeyecek parmak uçların yanaklarıma.
Kaybolacak çocuksu mutluluklarım.
Göğsümde titreyen kuş vurulacak bir sapanla.
Ağıtlar dolacak kelebekler çıkan ağzıma.
Zeytin yaprakları ezilip kalacak avuçlarımda.
İşte bu yüzden biraz küs gideceğim sana.

Gökyüzünden kaybolacak kanat izlerim,
Senin sevdana varamayacak sözlerim.
İçimin sahipli şiirleri sahipsiz düşecek sayfalara.
Şiirlerimin yetimliğini yazacak tüm kalemler.
Ne yazsalar aydınlanmayacak dünya,
Ne yazsalar ışık dolmayacak kabrime.
İşte bu yüzden biraz küs, ama
Çokça severek gideceğim uzaklara.

Hamiyet Akan
10.12.2017
03:43
 
Theme:deluxetemplates.net