~~~~~~~~~~~~~~~

Aşk Ola Hayrola

Duvara bilmem kaç kilometrelik bir hızla çarpmayı düşündünüz mü? Düşünmüşseniz şayet, ya intihar ediyorsunuzdur, ya da aklını çıldırmış adrenalin tutkunu bir kaçıksınızdır. Ama işte o aracı bilmem kaç kilometrelik hızla duvara çarpmayan biz, aslında daha büyük bir hızla çarpmışa dönüveriyoruz aşık olarak. Aşkın freni yok, hava yastığı yok!.. Bir kez çarpmaya gör yaşam yaşsın sıfır. Yaşam şansınız sıfır derken ölüyorsunuz, cenazeniz kaldırıp defin işleminiz gerçekleşiyor ve başucunuzda bilmem kaç tane kişi "vah vah, yazık çok yazık!" diyor demiyorum. Ama onun gibi bir şey oluyor ve yaşadığınızı zannettiğiniz alemden bir başka aleme geçiveriyorsunuz. Eğer birileri ile paylaşabilen şanslı insanlardansanız, aslında çok şanssızsınız demektir çünkü az önce dediğim olay işte tam orada vuku bulur ve başucunuzda bir koro edasıyla yankılanan vah vahların ardı arkası kesilmez. Neyse ne diyorduk başka bir aleme geçiş yapıyorsunuz evet, artık sıradan insan gibi nefes almıyorsunuz, aldığınız nefes ciğerlerinizi delip geçiyor binlerce delik açıyor ciğerlerinize ve tüm deliklerden yoğun bir hava akımının içinde kalıyor iç organlarınız. Kalbiniz küt küt ederken gözleriniz dürbün olacak hali yok o yeşil, mavi, kahverengi, ela veya siyah olan, Allah'ın özene bezene yaratmış olduğu bir çift göz kör oluveriyor. Tıpkı Cahit Sıtkı'nın dediği gibi "Aşık dediğin, Mecnun misali kör; ne bilsin alemde ne mevsimidir" Hangi mevsimde, hangi ayda, önü uçurum mu, ateş mi görebilene bir kez daha aşk olsun. İçtiğin su boğazından mı geçer, yuttuğun ekmek midene mi iner, yattığın yatak taş mı kuş tüyü mü, ayakların ileri mi gider geri mi, bilen varsa gelsin beri.

Ama bunca kendinden geçişe, kendini yitirişe rağmen aslında aşk kendini de bulmaktır koca bir hiçliğin içinde. Aşkın ellerini tutmak gökyüzünü avuçlamak gibi, aşkın nefesini solumak cennetin rayihasını solumak, bu dünyanın kirinden pasından sıyrılıp temiz bembeyaz bir gömleği giymek gibidir aşk. Aşk çelişkiler yumağı, atıver beyaz bir kedinin önüne yuvarlayıp dursun gündüz gece. Aşıksanız, son nefesini vermeye hazırlanan bir hastada olursunuz, bayramda avuçlarına renk renk  şekerler dolduran çocuk gibi yaşam doluda. Müzeyyen Senar'la birlikte kadehlerde kırarsınız, kendinize küfürlerde edersiniz ama dönüp dolaşıp yine cezbeye tutulmuş bir derviş gibi aşık olduğunuz insanın etrafında dönersiniz. Aşk işte, ne desem ne yazıp çiziktirsem enikonu bir girdabın içinde bir bilmecenin göbeğine doğru sürükleneceğim. En iyisi mi ben susayım Müzeyyen ablamız biraz su serpiştirsin tüm aşk ile yanan kalplere..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Theme:deluxetemplates.net