~~~~~~~~~~~~~~~

Rüzgâr Sesinde Yitmek


  

Rüzgâr, gecenin siyahında bir çığlık gibidir, hele ruhunda fırtınalar kopuyorsa bir başkadır attığı çığlıklar... Rüzgârın her çığlığına senin sessiz avazın karışır. Caddenin ortasında duran bir sokak lambasıyla dans eden rüzgarı seyrederken cam kenarında uyur kalırsın bazen. Başın pencere kenarına düşer kalır. Bir anlık uyku alıp götürür zeytin ağaçlarının, mandalina kokulu bahçelerin ortasına. Omuzlarından akıp yere düşen battaniyenin farkına ancak omuzlarını rüzgâr okşadığında fark edersin. Usulca eğilip alırsın yerden, çekersin yine omuzlarına... Omuzların değildir üşüyen aslında yüreğindir ama yüreğini ısıtacak yegâne battaniyen yoktur. İşte o an gökyüzünden silinse kanat izlerim ve bir fişi çeker gibi son verebilsem içimde bitmek bilmeyen hengâmeye, dersin. Her gece aynı döngü döner, gece biter, gün ağarır ve tüm göçler sol tarafına yığılmışken, nefes almanın zorluğunu bilmeyenler, nefes alman için çaba harcarlar. Nefesinin senden çoktan alındığını bilmiyorlardır, nafiledir çabaları... Sen köprüleri yıkılmış derelerden, kor ateşlerin üzerinden süzülüp geçmişsindir. Bir zamanlar kanat çırptığın o mavilikler şimdi intihar tarlaları gibi ölüm biçer yüreğine. Boşluklara sözler bırakırsın. Yüreğini parantez açarak satırlara dizersin ve sonra unutursun o parantezi kapatmayı. Yüreğin gibi onlarda üşürler öylece ulu orta. Sonra tüm sözcüklerin birbirine girer mürekkebi akan bir divit ucunda. Sen durup durup bulutlara saklanırsın, kimseler bilmez yağmur olduğunu. Bir yağmursundur sen artık bulutun göğsünde saklı kalan. Ve bir gün rüzgârın ıslığında silinir gider sesin, soluğun...

Hamiyet Akan
10.12.2017
01:28


 
Theme:deluxetemplates.net