~~~~~~~~~~~~~~~

Bir Sonsuzluk Hikayesi






Mevsimler savrulup, gökyüzü maviliğinden üryana büründüğünde grileşirdi dünya ve bir yürek ağlardı sessizce kuytularda. Bakamazdı yarınlara, sesi yetmezdi uzaklara. Bedeninden, ruhundan, yüreğinden kopup gidenleri alamazdı geri varlığına. Ondan kopan her parçayı hibe etmişti vefasızlığa.

Elinin ermediği, boyaların hakim olduğu, kimin neye kaim olduğunun belli olmadığı bu dünya denen muammaya güç yetiremezdi. Sadece yastıklar eşlik ederdi üşüyen gözyaşlarına.
Beden metruk bir şehir gibi darmadağınık kalıvermişken ortalarda, o yinede direnirdi bu zalimler diyarına.


Öyle ya, bu hayatın kapısına kendi gelmemişti, öyleyse nasıl çekip gidebilirdi! Elbette sabredecekti… Sabretti, yandı yıkıldı sabretti, öldü gömüldü sabretti, saçlar beyazladı, gözlerde fer kalmadı ama sabretti…

Ve bir gün sonsuzluk tüm güzelliğiyle ulaştı kapısına. İlk defa aydaki aksine gülümsedi şaşkınca, hayran kaldı tenindeki renklerin ışıltısına… Hızlıca koştu kumruların misafir olduğu penceresine, baktı gökyüzüne “ İşte, dedi. İşte yine mavi gökyüzü alabildiğine…”

Oradan oraya koşuşturup durdu. Sanki yaşıyordu hiç yaşamadığı çocukluğunu, sanki bedeni tadıyordu bebek masumluğunu ve hiç bırakmamacasına çekiyordu yüreğine sonsuzluğu… Artık biliyordu, sabır demek sonsuzluk demekti ve sabrın sonu selametti…

Hamiyet Akan
18.11.2009__12:47
 
Theme:deluxetemplates.net