~~~~~~~~~~~~~~~

(D)üşüyorum Her Yer Ayaz

Bir avuca sığdırılan koca bir dünya,
Diğeriyse eşlik ediyor beyhude bir boşluğa...
Ya ne demeli, çekip giden serkeş zamana…
Alıp götürdüklerini getirir mi, bir zaman sonra?





Hangi cümleye sığınırsınız, canınız yandığında?
Sözcükler yeter mi,

İçinizdeki acının şiddetini anlatmaya?
Hangi densiz demiş;

“Zaman her acıya ilaç”
Zaman kendine çare bulabilmiş mi ki,

Olabilsin dertlere ilaç!..

Zaman ancak olgunlaştırıyor,

Benim bahçemdeki meyveleri…
Ya da, sararıp zaman için de

Yok olacak güllerin gelişmesini…
Ama asla çare olamıyor,
Ne içimdeki dertlere,

Ne de çığlık atamadığım gecelere…

Pare pare bölünüyorum,
Gecenin en zifirisi dünyama bulaştığında…
Ve bedenim, arınamıyor acının şiddetinden…
Dörtnala koşan çaresizlik büküyor belimi,
Dudaklarım lal olmuş,

Diyemiyor ki; artık yeter!..

Suspus olmuş gece gibiyim;

Sözcükleri asmışım ay’ın ücra bir köşesine…
En güzel düşlerimi gizlemişim,

Dağların aradın da ki ulu çınarın göğsüne…
Ve kurban vermişim en ihtişamlı çağımı,

Karanlıkların prensi olan geceye…

Artık masallar anlatmak neye yarar!...
Gökkuşağının tüm renkleri siyaha çalarken,

Kendini kandırmak koca bir yalan…
Edilen hangi yemin tutuldu ki,

Acıları son buldursun bu sahte zaman…

İzaha lüzum kalmadı.

Konuşmak anlamsız…
Beden, metruk bir şehir gibi

Ak sanılan çarşaflar arasında…
Benlik, kabullenmenin arifesin de,

Ama geç kalmışlığın ertesinde…
Ve acımasızlığın kol gezdiği hayatı,

Bir solukta çekiyor ciğerlere…

Şimdi hangi yemin, rücu eder aslına?

Hangi sözcük, aldığını getirip bırakır kapıma?

Her söylenen yalan
Soğuk bir hançer gibi sokulurken bağrıma;
Dışarıya bahar gelmiş diyorlar, o da ne?!
Şimdi tüm mevsimler hazan mevsimi,
Baharlar çoktan solmuş…
Bu dert benim, kime ne..!


Hamiyet Akan
 
Theme:deluxetemplates.net